En İyi Keskin Nişancı PC Oyunları

Keskin nişancı oyunlarında, bir binanın tepesine tırmanmak ve yüksek kalibreli bir tüfek yardımıyla kilometrelerce uzaktaki hedefi vurmak amaçlanır. Uzun menzilli atışlarla rakiplerinizi alt ettiğinizi görmek kadar eğlenceli çok az şey var. PC’deki en iyi keskin nişancı oyunları arasında her tarza hitap edecek fark oyunlar bulunuyor. 

Günümüzdeki birçok farklı video oyunu ile keskin nişancı olabiliyoruz. Bazı video oyunları daha arcade türünde deneyimler sunarken, bazı video oyunları da simülasyon tadı veriyor. Satış rakamları ile kıyasıya rekabet içerisinde olan bu oyunlar, grafikleri ve içerikleri bakımından da oldukça zengin içeriklere sahip. Ünlü geliştiriciler tarafından imzalı olarak yayınlanan bu oyunlarda gerilim hat safhaya çıkarken, aksiyon sahneleri de oyuncuları amansız bir mücadeleye sunuyor. Biz de yazımızda, mevcut en iyi keskin nişancı (sniper) oyunlarını listeledik.

GHOST RECON BREAKPOINT

Taktiksel aksiyona dayalı bir seri olarak eski nesilde karşımıza çıkan Ghost Recon, yeni nesilde Wildlands adıyla teknolojik temalı yapısını daha az ön plana çıkartarak co op merkezli bir taktiksel oynanış sunuyordu. Genel olarak birbirini tekrar eden görev yapısı ve düzgün olmayan hikaye anlatımı sebebiyle eleştirilen Wildlands’in ardından duyurulan Breakpoint’in ise kronik hatalardan kurtarılmış olacağı tahmin ediliyordu. Ancak oyuncuların geri dönüşlerine kulaklarını tıkayan Ubisoft, maalesef yine kendi bildiğini okudu ve temcit pilavı misali DLC potansiyeli taşıyan bir içeriğe Ghost Recon takısını ekleyerek oyunu piyasaya sürdü. 

Oynanış anlamında detay seviyede yenilik sunan Breakpoint, sınıf çeşitliliğini güzel biçimde sunmuş. Assault, Sharpshooter, Panther ve Field Medic olarak ayrılan sınıflarda, benimsediğiniz bir sınıfta savaş alanında gerçekten farkınızı ortaya koyabiliyorsunuz. Drone ile keşfe çıkmak, savaş alanında ani sıhhi müdahalelerde bulunmak, ağır ateş altında takımınızı savunmak ve sessiz bir biçimde hedefe odaklanmak gibi özellikler sınıflar arasında dağıtılmış. Oyunun dikkat çekici bir başka özelliği ise Bivouac adı verilen kamplarda ortaya çıkıyor. Ekipman değişimi, ikmal yapmak, karakterinizi besleyerek zinde tutmak ve yeteneklerini geliştirmek isterseniz, bu kamplara sık sık uğramanız gerekli.

SNIPER ELITE 4

Sniper olmak enteresan bir tatminlik hissi veriyor. Mükemmelliyetçi olmanın ve bir işi başından sonuna kadar götürüp, düşmanına tek atışta en ezici darbeyi vurmanın verdiği his. Ona hiç bir şans vermemenin hazzı. Sniper Elite serisi bu hissiyatı X ray ara sahnesiyle birleştirdiğinden bu yana tek başına bir marka olmayı başardı. Sniper Elite 4, serinin bu özelliğini olanca ağırlığıyla üstünde taşıyor.

Bu defa yolumuz İtalya’ya uzanıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazileri avlıyoruz. Her görev sizi bambaşka bir haritaya götürüyor ve her haritada önceden belirlenmiş hedefleri yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Bu tanım zaten tipik bir sniper, hatta FPS oyun tanımı, farkındayım. Ama buradaki fark, haritada görevleri tamamlarken dilediğiniz gibi hareket edebilme özgürlüğüne sahip olmanız. Bu sayede taktiğinizi özgürce belirleyebiliyorsunuz.

ARMA 3

“Operation Flashpoint” isimli askeri simülasyon oyunundan sonra kendi ayaklarının üzerinde durmaya karar veren Bohemia Interactive, ARMA serisiyle neredeyse her bilgisayar oyuncusu tarafından bilinir hale geldi. ARMA II; bug’larına, teknik eksikliklerine ve optimizasyon özürlü olmasına rağmen gerek mod desteği, gerek askeri simülasyon türüne olan özlem ile başarılı bir satış grafiği yakalamıştı. ARMA III’e gelirsek Steam Erken Erişim ile birlikte gelen yapım, oyuncularla birlikte önce alfa sürümünü, sonra beta sürümünü geride bırakarak tam sürümüne geçiş yaptı. Tam sürümüne geçilmesine rağmen senaryo modunun henüz oyunda yer almadığını belirtmekte fayda var.

Optimizasyon konusunda Bohemia Interactive’in sözünde duramamasına rağmen ortaya çıkan görsellik, üç boyutlu dinamik bulutlar ve ışıklandırmalar, savaşın ortasındayken bile ağzı açık bir şekilde etrafımıza bakmamıza sebep olabiliyor. ARMA II’nin en çok eleştirilen kısımlarından biri olan gece ışıklandırması üzerinde de çalışan yapımcı ekip, yeni renk paleti, farklı bir ışıklandırma tekniği ve karanlıkta ateşlendiğinde az çok kendini belli eden mermiler ile bu sorunu da çözmüş.

PLAYERUNKNOWN’S BATTLEGROUNDS

PlayerUnknown’s Battlegrounds ismi artık video oyun dünyasında tüm oyuncuların aklına kazındı. Her gün gelen yeni bir rekor haberi ve oyunun bu kadar büyük kitlelere ulaşması, tüm kesimler tarafından şaşkınlık içerisinde izlenmeye devam ediliyor. Ancak PlayerUnknown’s Battlegrounds ismi her ne kadar hızlı gelişip kısa sürede büyük bir üne kavuşsa da, oyunun arkasında gerçekten de uzun bir hikayenin yattığı söyleyebiliriz.

İlginizi Çekebilir;  Korku oyunu Under: Depths of Fear, iOS için yayınlandı

Sıradan bir kargo uçağında başlayıp geniş haritaya 100 oyuncuyu bırakan yapımda, nihai amacınız geri kalan 99 kişinin önüne geçip tek başınıza hayatta kalan olmak. Dört veya iki kişilik ekipler halinde de oynanabilen oyunun ilk safhalarında tek yapmanız gereken işinize yarayacak eşyaları edinmek oluyor. Silah, silah için eklenti, zırh, enerji içeceği, ağrı kesici, cephane, çanta ve çok daha fazlasını yanınızda taşıyabildiğiniz oyunun içerisinde rakiplerinizi elimine etmek için her türlü yolu deneyebilirsiniz. PlayerUnknown’s Battlegrounds’ta ister sessizlikle, isterseniz de Rambo misali mermi yağdırarak düşmanları saf dışı bırakabilirsiniz. Belirli aralıklar ile haritanın bir noktasına kapanan çemberin de devamlı olarak içerisinde kalmak zorundasınız. Aksi taktirde daha rakipleriniz ile çatışmaya giremeden bile ölme durumunuz var. Bu yüzden oyunda pek fazla aç gözlü olmamanız sizin iyiliğinize olacaktır.

SQUAD

Squad, çağdaş zamanlarda kurulmuş gerçek orduların zamanını canlandıran bir taktiksel birinci şahıs nişancı(T-FPS) oyunu. Offworld Industries, Unreal Engine 4 grafik motorunu kullanarak bu projeyi ortaya çıkarmış ve adeta Battlefield 2‘nin Project Reality modifikasyonunun ruh eşini yaratmış.

Squad, iki rakip takımın çeşitli oyun modlarında savaştığı, sınıf tabanlı, çağdaş askeri bir T-FPS oyunu. İçeriğinde zırhlı araçlarla desteklenen piyade savaşları bulunan Squad’da oyuncular, tank ve helikopter kullanıp düşmanlarına dehşet saçabilir. Squad’ın içeriğinde 50 vs 50 takım savaşları da bulunuyor. Her takım kendi içinde dokuz kişilik bölüklere ayrılabiliyor. Her bölüğün kendine özel bir bölük başı ve sadece bölüğün kendisine özel sesli sohbeti var.

Eğer gerçekçi, uzun soluklu, sabır isteyen savaş oyunlarını seviyorsanız, Squad tam size göre. Bu tür savaş oyunlarının fanatiği değilseniz, erken erişimden çıkmasını beklemenizi tavsiye ederiz. Gerçek savaş tutkunlarının ise Squad’dan başını kaldırabileceklerini sanmıyoruz.

INSURGENCY: SANDSTORM

Insurgency: Sandstorm oyununun Call of Duty ve Battlefield gibi oyun serilerinin karşısına çıktığını belirttim ama aslında tam manasıyla bu oyunların tahtını hedeflediğini söyleyemeyiz. Daha çok Counter-Strike tarzını seven oyuncuların ilgisini çekecek bir yapıda sunuluyor Insurgency: Sandstorm. Öldüğümüzde, maçın tamamlanmasını beklediğiniz bir yapı var karşımızda. Eğer takımlar halinde oynuyorsak, iki takımdan bir tanesinin tüm oyuncularının tükenmesini bekliyoruz.

Insurgency: Sandstorm oyunu, 3 ana oyun moduna ayrılmış durumda ama bu oyun modları arasında uçurum sayabileceğimiz farklar bulunmuyor. Oyunda; eşli oyuncu, Versus ve Competitive olarak adlandırılan oyun modları bulunuyor. Bunlardan eşli oyuncu, adından da anlaşılacağı üzere eşli oyunculu bir oynanışa sahip durumda. Bir başka deyişle, gerçek insanlarla birlikte yapay zekaya karşı mücadele ediliyor. Oyundaki en eğlenceli oyun modlarından birisi olduğunu söyleyebiliriz.

BATTLEFIELD 5

Battlefield 5, oyuncularını 2. Dünya Savaşı’na götürüyor. Her ne kadar çoklu oyuncu modu ile bilinen bir seri olsa da, War Stories modu ile birlikte, bizlere savaşların ne kadar kötü olduğunu yansıtıyor. İşin daha da iyi kısmı ise, bunu başarıyla da gerçekleştiriyor. FPS olarak oynamakta olduğumuz Battlefield 5, atmosferi ve hikayeleri ile oyuncularına savaş şartlarını yaşatan bir yapım.

Battlefield’i Battlefield yapan şey tek oyunculu modu değil, çoklu oyuncu modu. Battlefield 5, oyuncularına 32 kişiden başlayıp 64 kişiye kadar kapasitesi bulunan modlar sunuyor. Conquest isimli çoklu oyuncu modunda, siz ve takımınızın 64 kişiye kadar destek veren büyük bir haritadaki anahtar yerleri düşmanların elinden almanız gerekiyor.

Oyun içerisindeki birtakım hatalar, beğenmediğimiz kısmında gösterilebilir. Fakat bu hatalar, ölen askerlerin yerine altına girerek sıkışması ve çılgın hareketler sergilemesi gibi ileride giderilebilecek ufak tefek hatalar. Battlefield 5 ile ön planda tutuşmaya çalışılmış olan gizlilik konusunu beğendiğimizi söyleyebiliriz. Gerçekten isteğe bağlı olarak kullanılabilecek bir özellik olduğunu hissettiriyor olması fazlasıyla iyi. Yani, gizlilik kullanıyorsanız bunu tamamen kendi isteğiniz doğrultusunda kullanıyorsunuz, zorunlu olduğunuz için değil.

CALL OF DUTY: MODERN WARFARE REMASTERED

Call of Duty: Modern Warfare 25 Ekim 2019 tarihinde oyuncularla buluştu. Özellikle FPS oyuncuların büyük bir çoğunluğu sadece çoklu oyuncu modu yerine hikaye modu isterken sonunda bunun karşılığını alabilecekler.

Modern Warfare adını duyunca 2007 yılındaki klasik ve FPS dünyasına bomba gibi düşen MW ile karıştırmamak gerektiğini belirtmek gerek. Bu nedenle 2019 yılında çıkan Modern Warfare’ı Call of Duty: Modern Warfare (2019) olarak düşünebiliriz. Bir yeniden yapım, yani remastered ve remake değil, reboot olarak adlandırılan serinin yeniden başlaması diyebiliriz.

İlginizi Çekebilir;  Komedyen Tolga Çevik, tek kişilik gösterisiyle Gaziantep'te sevenleriyle buluşacak

Call of Duty: Modern Warfare özellikle CoD ve Battlefield serisinin uzaklaştığı hikaye moduna yeniden merhaba diyor. 6 saat civarında bir deneyim sunan bu hikaye modu, özellikle FPS ve savaş oyunlarında elle tutulur bir senaryo arayanlar için ideal konumda.

HITMAN

Oyun dünyasının en eski serilerinden biri olan Hitman, oyun dünyası ile 2000 yılında buluşmuştu. 2000 yılında Hitman: Codename 47 ismi ile çıkan yapım, o zamanlar için yenilikçi özellikler içeriyordu. Ragdoll ölüm animasyonlarını ilk kullanan yapımlardan biri olan Hitman, yine sallanan kravatı, farklı şekillerde suikast olanakları, karizmatik sesi ve ilginç konusu ile bizlerin hayli ilgisini çekmişti.

Yeni Hitman harita tasarımı tarafında ise bir hayli başarılı bir iş ortaya koymuş. Oyunun her bölümü oldukça büyük diyebileceğimiz açık dünyalarda oluşuyor. Her harita ise en ince detayına kadar özenle hazırlanmış. Spoiler vermek istemiyoruz ancak bir bölüm var ki manzarayı oturup 15 dakika izlediğimi söyleyebiliriz. Ayrıca her haritada suikast sırasında oldukça işinize yarayabilecek ipuçları bulmak da mümkün.

Uzun lafın kısası Hitman, serinin önceki oyunlarına özlem duyan, Absolution’dan sonra yine bir Blood Money özlemi çeken Hitman hayranlarına ilaç gibi gelecek bir yapım.

COUNTER-STRIKE: GLOBAL OFFENSIVE

Counter Strike, Counter Strike: Condition Zero ve Counter Strike: Source çıkınca Valve’nin topladığı Pazar payı 10 milyon gibi bir satış rakamına çıktı ve bu oyunun gerçekten tuttuğunu bize defalarca kanıtladı. Oyun için binlerce harita, binlerce mod, binlerce farklı silah, kostüm vs. opsiyonu çıktı. Oyunu seven için cennete düşmek gibiydi bu özellikler ve sürekli geliştirilmeye devam etti.

Counter-Strike: Global Offensive (CS: GO), bizi zamanında CS’nin başına esir etmiş ne varsa aynen uyguluyor. Son derece heyecanlı oynanış, gerçekçi silahlar ve takım oyunu… Tüm bu bileşenler CS: GO’nun sinir sistemini oluşturuyor. Oyunda çığır açacak bir yenilik olmasa bile yeniden yorumlanan haritalar ve yeni modlar gayet bağımlılık yapıcı. Oyuncular halen CS 1.6 ve Source üzerinden turnuvalar düzenleseler de sanıyoruz ki GO’nun daha çok oyuncuya yayılma politikası, oyunu popüler yapacaktır. Ki bize göre GO, 1.6’ya Source’dan daha yakın bir yorum olmuş.

OPERATION FLASHPOINT: DRAGON RISING

2005 yılında, Xbox için port olarak geliştirilen Operation Flashpoint: Elite, haklı olarak çok beğenilmişti. Yapım size alternatif bir tarihe götürüyordu. Mikael Gorbachov’dan yönetimi devralan Aleksei Guba, zalim bir liderdi ve en önemli amacı Sovyetler Birliği’ni egemen güç haline getirmektir. Neye mal olduğu da önemli değildi. Bu amaç doğrultusunda yüzlerce milyon insan ölse bile, bunlar gerekli kayıplardı. Guba’nın amacı Amerika’ya savaş açmaktı (Pek şaşırtıcı değil), ancak Guba, Amerika’yı ve müttefiklerini nükleer silahlarla yeryüzünden silmeyi hedefliyordu. Dragon Rising’te, göreceğiniz üzere yorganın gitmesiyle kavga bitmiş ve hatta Amerika ile Rusya, zorunlu müttefikler haline gelmiş. Yani alternatif bir tarihi yaşamayı sürdürüyoruz, bu da yapıma oldukça ilginç bir atmosfer katıyor.

Her şeye karşın yapımda 70’den fazla silah ve 50’den fazla alan bulunuyor. Helikopter, tank ve hatta jet bile kullanmanız mümkün. Uçaksavarlar, gelişmiş makineli tüfekler ve basit tabancalar, cephaneniz de önemli yer tutuyor. Hemen hemen tüm nesnelerle sürekli bir etkileşim halindesiniz. Hemen her şeyi siper olarak kullanabiliyor ve evlerde mevzilene biliyorsunuz.

Zayıf yapay zeka ve bug’larla baş edebilirim diyorsanız; atmosferi, hikayesi, üstün grafikleri ve etkileşim seviyesi ile Operation Flashpoint: Dragon Rising, kesinlikle ilginizi hak ediyor. Hele hele savaş oyunlarından biraz olsun hoşlanıyorsanız. Ekran karşısında çok eğlenceli saatler geçireceğinizi garanti edebiliriz.

SNIPER: GHOST WARRIOR 2

Polonyalı bir yapım şirketi olan City Interactive’in oyunlarından Ghost Warrior, bu şirketin pek çok yapımından birisi. City Interactive’in oyun portfolyosuna baktığımız vakit çok iç açıcı bir tablo göremiyoruz açıkçası. Code of Honor gibi klon seriler, pek çok anlamsız MMS türevleriyle dolu bu portfolyo, Sniper Ghost Warrior serisi konusunda çok fazla umutlanmamıza mahal vermiyor.

İlginizi Çekebilir;  Thunder Tier One isimli oyun tanıtıldı

İlk oyunun azımsanamayacak kadar başarıya ulaşması sonucunda ikinci oyundaki beklentinin yükselmesi yapımcıları da heyecanlandırmıştı. Bunun sonucunda ikinci oyun defalarca ertelenmişti. Böyle olunca da haliyle bizim de beklentilerimiz iyice artmış ve sonunda mükemmel bir oyun gelecek düşüncelerine dalmıştık. Yazının gidişatından işlerin beklenildiği gibi ilerlemediğini anlamışsınızdır herhalde. 

Gerçekten de daha oyunun başında bir yerlerde bir eksiklik olduğunu hissedebiliyorsunuz. Örneğin hikâye olarak oldukça klişeleşmiş bir konu seçilmiş. Bu oyunu oynayacak olanlar zaten bu tarz hikâyelerden bıktılar. Daha seçici ve çarpıcı bir konu seçilebilirdi. Kabaca hikâyeye değinelim bari. Biyo-terör oyunda ana düşmanınız aslında. Yine soğuk savaş dönemlerindeki gibi Rus gerillalar, Afgan teröristler ve bu kargaşanın içinde kurtarıcı olarak biz. Tabi oyunun hikâyesi klişe olsa bile hikâyenin geçtiği mekânlar heyecan uyandırmıyor değil. Başta Bosna ve Tibet gibi bölgeler oyunun en merak edilen mekânları olmasına rağmen buradaki kurgu tahmin ettiğiniz kadar başarılı işlenememiş. O bölgenin kimyası olması gerektiği gibi aktarılamamış oyuna.

HITMAN 2

IO Interactive’in geliştirdiği Hitman serisi 2016 yılına kadar köklü bir değişim yaşamamıştı. 2016’ya gelindiğinde geliştirici IO Interactive, Hitman serisini baştan ele almaya karar verdi. Tehlikeli kel, Ajan 47 yine tehlikeli ve yine keldi ancak, Hitman’in gizemli hikayesi artık bölümler halinde yayınlanıyor, Ajan 47 onlarca farklı suikast yöntemi arasından dilediğini seçebiliyordu. Ajan 47, seride hiç olmadığı kadar farklı suikast silahına ve yöntemine sahipti. 13 Kasım 2018’de yayınlanan Hitman 2’de ise AJan 47, artık suikastlerden suikast beğeniyor, somon balığı ile, peluş ayı ile yargı dağıtıyor. Peki hikaye ne oldu derseniz, işte orası biraz sorunlu.

Hitman 2, Ajan 47’nin gizemli hikayesi ile ilgili çok fazla ipucu vermiyor. Zaman zaman, görev aralarında giren slayt görselleri gibi hazırlanmış ara sahnelerde, Ajan 47’nin geçmişi ile ilgili çok önemli bir bilgiye sahip biri olduğu ile ilgi sahneler görebiliyor, yeni görev almadan önce Shadow Client ve örgütü ile ilgili brifing maiyetinizde bilgiler alabiliyorsunuz. Hitman 2 hikaye anlatımına önem veren bir oyun kesinlikle değil. Bunu ara video kalitesinden de anında anlayabiliyorsunuz. Hitman 2’nin hikaye anlatım tarifi tam olarak şöyle; hedefinizle ilgili biraz bilgi, araya biraz gizemli geçmiş hikayesi ekleyelim, birazcık da Ajan 47 flashback görüntüsü serpiştirelim… Bu. Hitman 2’nin hikaye bütünlüğü konusunda, çok da takip edilesi bir anlatımı olmadığını söyleyebiliriz.

Sonuç olarak Hitman 2, Hitman (2016)’e göre içerik olarak daha yoğun bir oyun olmuş diyebiliriz. İlk oyunu sevdiyseniz, Hitman 2’yi daha çok seveceksiniz. Hitman 2 içerik olarak dolu, tekrar oynanabilirliği yüksek, başarılı bir devam oyunu olmuş.

SNIPER GHOST WARRIOR CONTRACTS

Sniper Ghost Warrior Contracts Sibirya içerisinde geçiyor. Bu bölgede birkaç farklı mekanı ziyaret edip, o mekanlarda da gerekli kişileri öldürüyoruz veya diğer tipte görevleri yapıyoruz. Oyunda kontrol ettiğimiz karakterin adı Seeker ve kendisi usta bir keskin nişancı. Seeker, bir profesyonel olduğu için gayet kullanışlı bir maskeyi de suratında taşıyor.

Temel oynanış ise hem bu tip özellikler sayesinde kaliteli bir hale geliyor, hem de açılabilen yetenek tarzı yeni ögeler ile. Drone cihazları, nişancı taretleri ve farklı tipte bombalar gibi pek çok araç-gereç de bu video oyununda bulunuyor ve sizlere farklı stratejiler sunabiliyor. Aynı şekilde, düşman işaretleme ve hedefin zayıf noktalarını gösterebilen geliştirilebilir bir maske de oyunu güzel bir şekle sokuyor.

Ayrıca bu video oyununun hikayesinde de pek bir iş bulunmuyor. Sniper Ghost Warrior Contracts, hikaye temelli bir video oyunu değil ve serinin bir önceki oyunları da öyle değildi ama eğer biz bir hedefin peşine düşüp, onu öldürmek için saatlerimizi vereceksek, en azından ortada güzel ve inanılabilir bir sebebin olmasını isteriz. Bu sebep de zaten hikaye ve hikaye anlatımı ile oyunculara aktarılır.

Oyundaki bölümlerin birbirinden farklı çok olmasa da büyük tasarımlar gayet hoş bir deneyim sunabiliyor. Ayrıca, bir Call of Duty: Modern Warfare olmasa bile kendi keskin nişancı tüfeğinizi özelleştirebilmeniz güzel bir düşünce. Tabii bununla birlikte yetenek sistemi ve satın alınabilir araç-gereçler de oynanışı düzenli olarak zenginleştirebiliyor; yeni taktikler ve stratejiler doğurabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.