Google News

Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı cephe genişliyor

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “tek adam” rejimi olarak niteleyen muhalefet cephesi, halkın karşısına alternatif bir sistemle çıkmak için en kritik adımı atıyor. Millet İttifakı’nı oluşturan dört partinin yanı sıra, AKP’den kopan Gelecek ve DEVA partisi kurmayları, kendi içlerinde geliştirdikleri güçlendirilmiş parlamenter sistem önerilerini ortak bir metin haline getirmek için TBMM’de bir araya gelecek.

CHP, İYİ Parti ve Gelecek Partisi’nden sonra DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın da kendi partisinin ilkelerini meclisteki toplantı öncesi kamuoyuyla paylaşması; siyaset kulislerinde muhalefetin iktidara karşı güç birliğini daha da artırdığı değerlendirmelerini beraberinde getirdi.

Öyle ki; Babacan da, tıpkı diğer muhalefet partileri gibi “tarafsız cumhurbaşkanı, güçlü meclis” vurgusu yaparken, iktidar cephesinin muhalefetteki “güçlendirilmiş parlamenter sistem” ısrarını “baltalamak” için “Eskiye dönüşten bahsediyorlar” çıkışında bulunacağı öngörüsünü dile getirdi. Babacan’ın iktidardan gelecek hamlelere karşı hazırlıklı olduklarını söylemesi de dikkat çekti. Babacan, “Amacımız asla geçmişte uygulanan “Tekçi, merkeziyetçi, çoğunlukçu ve vesayetçi sistemlere geri dönmek değildir. Bizler; kağıt üstünde parlamenter sistem olan ancak hak ve özgürlüklerimizi gasp eden, sürekli krize neden olan eski sistemi de elimizin tersiyle itiyoruz” dedi.

“Tarafsız cumhurbaşkanı, temsili yetkiler”

Millet İttifakı’nın iki büyük ortağı CHP ile İYİ Parti gibi Gelecek ve DEVA partilerinde de güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisi geliştirilirken Türkiye’de 3 yıl 3 aydır uygulanan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin demokratik tüm dengeleri bozduğu eleştirisine vurgu yapıldı.

CHP, Türkiye’de “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin yeniden uygulanmasını isterken; cumhurbaşkanının yetkilerinin anayasayla sınırlandırılmasını, herhangi bir siyasi partiyle bağı varsa kesilmesini, cumhurbaşkanının parlamento tarafından seçilip yetkilerinin temsili olmasını öngörüyor.

Bakanlar Kurulu’nun meclisten güvenoyu alması, meclise karşı sorumlu olması, bakanların meclis içinden cinsiyetler arası temsil ilkesi gözetilerek belirlenmesi, hükümet istikrarı sağlanması için kurucu güvenoyu ve yapıcı güvensizlik oyu ile hükümeti kurmanın kolay, düşürmenin zor olması CHP ve İYİ Parti’nin önerilerinde temel alınan ilkelerin başında geliyor. Bu ilkelerin Saadet Partisi ile Demokrat Parti, Gelecek ve DEVA tarafından da desteklendiği görülüyor.

CHP ve İYİ Parti liderleri Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener

“Tarafsız yargı”

Cumhurbaşkanının tarafsız olması konusunda uzlaşan muhalefet partileri, güçlendirilmiş parlamenter sistemin Türkiye’ye yargı bağımsızlığını getirmesi gerektiği konusunda da hemfikir. Hepsi Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılması gerektiğini söylüyor. CHP, AYM üyelerinin en fazla yarısının nitelikli çoğunlukça TBMM tarafından seçilmesini istiyor, YSK kararlarının da AYM’ye götürülmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Diğer muhalefet partileri de, “AYM’yi siyasetin vesayetinden kurtaracağız” diyor. DEVA, “AYM’ye bireysel başvruru hakkının kapsamı genişletilmeli” derken, İYİ Parti; adalet bakanının Hakim ve Savcılar Kurulu’nda gözlemci olmasını istiyor.

Seçim barajının düşürülmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilerek kayyum politikalarına son verilmesi, vatandaşlara yasa teklifi sunma hakkı tanınması, kamu kurum ve kuruluşlarının denetim kapsamına alınması, torba kanun uygulamasına son verilmesi, OHAL kararnamelerinin yargı denetimine açılması, OHAL ilanı yetkisinin sadece bakanlar kurulunda olması; muhalefetin güçlendirilmiş parlamenter sistemde öne çıkardığı diğer konular.

HDP’den güçlü destek var

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’de hak ve özgürlükleri devre dışı bıraktığını, Türkiye’nin bir an önce “demokratik bir yönetime” geçmesi gerektiğini savunan HDP de, 6 muhalefet partisinin üzerinde anlaşacağı güçlendirilmiş parlamenter sistem metnini merakla bekliyor.

“Biz; kuvvetler ayrılığını, katılımcı ve müzakereci bir demokrasi anlayışını desteklediğimizi açıkça söyledik. Türkiye’de hukukun üstün kılınması acil ihtiyaçtır” diyen HDP’li yetkililer, Türkiye’yi demokratik bir anayasaya götürecek her çalışmaya demokratik müzakere çerçevesinde destek vereceklerini söylüyor.

“Muhalefetin birlikteliği açısından çok önemli”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan her ne kadar “sistemden geri dönüş yok” dese de, siyaset bilimciler muhalefetten sistem eleştirileri yükseldikçe iktidarın seçim öncesinde halkla sistem üzerinden daha çok konuşmak ve halkın eleştirilerini dinlemek zorunda kalacağını öngörüyor.

Siyaset bilimci Levent Köker DW Türkçe’ye “6 muhalefet partisinin güçlendirilmiş parlamenter sistem için bir araya gelmesi öyle önemli ki; her şeyden önce bize muhalefetin iktidar karşısında ortak hareket edebileceğini ve bu hareketin güçlü bir nedeni olacağını gösteriyor. Muhalefetin birlik görüntüsü iktidarı zayıflatacaktır. Muhalefet, burada gündemini iktidara kaptırmamalıdır” diyor.

Siyaset bilimci Levent Köker

Köker, 2023’te hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerinin yapılacağını hatırlatırken “Seçimler; Erdoğan’a karşı bir yarış olacak. Bu yarışta, sistem eleştirisini Erdoğan üzerinden yapan muhalefet, tek adam rejiminin yarattığı hukuksuzluğun tablosunu ortaya birlikte koyacaklar, öyle anlıyoruz. Hatta ortak cumhurbaşkanı adayı çıkaracaklar. Bu birlikteliği korumak için halka gerçekten güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi kastettiklerini daha açıkça anlatmaları gerekiyor. Halkın net mesajlara ihtiyacı var” yorumu yapıyor. Köker, merkezi değil yereli kuvvetlendiren bir sistem öngörüsü öne çıkarsa sistemin toplumda kabul oranının daha da artacağını öngörüyor.

“Seçim güvenliği sağlanmalı”

Prof. Şule Özsoy Boyunsuz ile İstanbul Politik Araştırmalar Enstitüsü için “Türkiye için yeni bir hükümet sistemi” başlıklı politika raporu da yazmış olan siyaset bilimci Berk Esen de, muhalefetin iktidar karşısında daha güçlü durmak için güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisini halkın gündeminde tutması gerektiğini söylüyor.

Siyaset bilimci Berk Esen

Esen, bu öneride cumhurbaşkanı üzerinde durulmasının iktidarın kazanımı açısından önemli olduğunu belirtirken, bugünkü sistemin halk arasında da “tek adam rejimi” olarak adlandırıldığının akıllarda tutulmasını istiyor. Esen, cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılmasıyla ilgili olarak şu öneriyi paylaşıyor:

“Cumhurbaşkanının, tek taraflı olarak kullanabileceği ve önemli siyasi etkilerle sonuçlanabilecek atamalar dahil tüm yetkileri kaldırılmalı ve aldığı kararlar tümüyle karşı imza kuralına tabi olmalı. Atama kararnamelerini imzalamama gibi hallerde, veto oyuncusu rolünü kullanması engellenmelidir. Bunun için açıkça yasalarda olduğu gibi yürütme kararnameleri için de geri gönderme mekanizması kurularak itiraz ettiği meseleyi bir sefere mahsus ifade etmesi ancak ısrar edememesi sağlanmalıdır. Anayasa, cumhurbaşkanının partili olmasını yasaklamalı, cumhurbaşkanı bir defaya mahsus olarak ve meclisin görev süresinden daha uzun bir süre için seçilmelidir. Bu sayede cumhurbaşkanı bir daha seçilme isteğiyle parlamentodaki partilere taviz verme ihtiyacı duymayacak ve meclis karşısında bağımsızlığını sürdürebilecektir.”

Koç Üniversitesi’nden Siyaset Bilimci Murat Somer de; muhalefetin yargı bağımsızlığı başlığında RTÜK ve YSK’nın bağımsızlığını da dikkatlice ele alması gerektiğini, aksi takdirde parlamenter sisteme geçişin demokratik sisteme geçiş olmayacağını söylüyor. Somer, “AYM’nin yeniden yapılandırılması, gerçek bir yargı reformu muhalefetin kırmızı çizgileri olmalı. Seçimlerin adil ve özgür olmadığı bir parlamenter sistem sadece mevcut otoriter yönetimin devamını sağlar” mesajıyla da, muhalefetin mutlaka seçim güvenliğini de gündeminde tutmasını istiyor.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir